Pages

January 1, 2011

vahdet el-istanbul

[bu yazıya doxa dergisini düşünerek başlamıştım. [kasım 2006] sonra levent şentürk doxa'yı bıraktı. ve bir şekilde yazı kocaeli mimarlar odasının dergisine ulaştı ve bu yazıyı orda yayınladılar. tuhaf. ilginç. orda yayınlanması yani. güzel aslında. yazı istanbul'la ilgili. kendisiyle ilgili görüşlerim fazla değişmedi. yannız halkımızın durumu o raddede kötü değil. en azından evlerinde bir avlucuk ya da teras bulunanların sayısı az değil. şimdi oturduğum yerden görüyorum.]
[vahdet el istanbul]
değişenler yanılsamasının arkasında, ancak sezgi yoluyla erişilen mertebede, vahiy yoluyla kavranan, oluşa ait herşeyle uzlaşmaz, eylemsiz, değişmez ve kendine mutlak anlamda yeterli teklik hali, kısaca ‘zamansız tek’ hakkındaki batınî öğretimizi açımlamak için dimdirek dalacağımız bu yazı bir gezi yazısıdır. yılankavi yolda girişilmiş çileli arayışın öyküsü esasında dikkatle takip ediniz kat kat açılan kozmik simgesellikle yüklü en lezzetli pişme yolunun gramlar mililitrelerle değil kaşık çatal şiş spatula ve metretül ölçüsüyle verilmiş tarifidir ve bu yolun yedi katı her katın yedi kapısı yedi kapının yedi bekçisi her kapıdan diğerine yedi durak yedi dolmuş ve en son durağa ulaştığı söylenen ama hiçbir fani ruhun erişemeyeceği tanrısal bir halk otobüsü bulunur. istanbul’un uzaktaki bazı semtlerine gitmek ve türlü işler peşinde koşmak için bir sabah babam ve ben erkenden kalkmıştık. semtimizin merkezinden otobüse binerek görev yerimize doğru yola çıktık. herşey yolunda idi: 1. hava iç sıkıntısı için müsait 2. özel taşıma araçları keçi bağırsağına dizilir gibi yollara dizilmiş 3. heyecan dorukta idi. saat 9 sularında yolculuğumuzun 9. merhalesinde son bindiğimiz dolmuş da aynı yolun kıvrımında sırttan vadiye vadiden de vadiye ve yine apartmanlar arasındaki sırta yolalırken ipnoza dalmış olduğunu neden sonra farkedenlerin sisli uyanışında birbirimize baktık. kentte hayat, yol; yol, aydınlanma yolculuğu; yolculuk, erenlerin hayatı idi. biz mürşitler dolmuşun arkasında anlık olarak belirip kaybolan egzos dumanının menderesinde fal bakar gibi hakikati arıyorduk. biz bir sabah 197 kuş hep beraber hepimiz birbirimizden habersiz istanbul’un yoluna döküldüktü, işimize gücümüze doğru deliresiye zorlu yolculukta kendimizi bulacaktık. hepimizi aynı otobüste buluşturan ilahi plan bizleri hangi semte hangi mahalleye cennetten ne kadar uzak hangi sürgüne atmıştı?
1

01. kağıthane.

1

02. çengelköy?
kadim düzen içinde akşam yatmıştık sabah kalkmıştık çalışacaktık akşam yatacaktık sabah kalkacaktık çalışacaktık akşam olsundu da eve gitseydik sabah olsundu da işe gelseydik bizi bu hallere düşüren birevbirotomobilbirdüğünikiçocukemeklilikveişkence ayrıcasıkıntıvememetalierbille, arayışımız ve çilemizle donanmış halde taşımızı iniş çıkışlardan yuvarladık. bir gün biz istanbul’un ki istanbul dediğimiz yeryüzü ve insanlık için bir talihsizlik talihsiz bir kent işte hiç olmasaydı daha iyi olacaktı, o istanbul’un bir yerinde kendimizi bulduğumuz semtten çıkamayacağımızı, değil bir mevsim bir sonsuzluk boyunca aynı günde kalacağımızı kozmostaki yerimizi anlamak üzre bir dolmuştan diğerine bıkmadan yeri geldiğinde akbillerimizlen iett otobüslerine aktarırken böylece sezsek de hakikati tam manasiyle idrak edebilmemiz için içimizi tarayan güvenlik noktalarını adım adım aşmamız kırk yıl ak gömleğimizle CEO kapısında hizmet eyleyüp 197 katlı şirket HQında aslanın önündeki yatırım planını kuzuya kuzunun önündeki piyasa araştırmasını aslana geçirecek sinerjiyi yaratıp değme elit kariyer avcısını işsiz bırakan tuzakları bertaraf ederekten çözülmemiş sorun bırakmamış uzman yöneticileri bile aciz bırakan bilmeceleri bir bir çözecek projeleri geliştirmemiz yedi gezegene tek tek tırmanıp sabit yıldızların ebedi rotasyon dergâhı ile aynı katta bulunan toplantı salonuna açılan kapılardan geçmemiz gerekecekti. bir dolmuştan bir diğerine bitmeyecek bir yolculuk içre istanbul’da istanbul’dan içre sınırsızca kendi üstüne dönüp duran helezonik örgüsüyle, kenarısıra dizilmiş bembeyaz pvc doğramalardaki anlamsız yansımalarda arzın parıldayıp kaybolduğu, tanrısal olanın bize kendini cimrice hatırlattığı, yıldızın ışığından yana en fakir en dipte en tozlu, ruhumuzun 197inci göçünde bile hala evrimin domuzdan yukarıdaki basamaklarına yükselemeyişinin müsebbibi dünyeviliğin kötücül çamuru ve eksi 197inci bodrumdaki rutubetli köle dairesi ve kutsanmışların üçüncü kat temiz kombili ilahi katı ve suretinin negatifi yedi katlı mozaik perdeler arasında kıvrılan kaosun açgözlü sınır bekçisi ilahi yılanın üstüne pul pul sıralanmış bakkal berber perdeci manifaturacı bilgisayarcı süpermarket ve hırdavatçıdan müteşekkil olan yolumuzun sonuna geldiğimizde en başa dönmüştük.
1

03. kuştepe olması lazım..

1

04. buradan daha önce geçmiş gibiyim..
karşımızda aynı semt aynı semt bir arpa boyu yol gitmiş aynı yere varmıştık. kuştepe gaziosmanpaşa seyrantepe dudullu çağlayan okmeydanı kanlıdere dudullu zeytinburnu ikitelli çengelköy-sırtları okmeydanı ümraniye. esasta ise nasıl varlık çokluk ihtiva edemezse istanbul da birdi. her semt birbirinin aynı, harita yalnızca hiyle idi. ilim ehlinin anlayacağı bir hamleyle istanbul bizleri yaratılışın özünü anlayacak mahiyette organize etmişti. biz onla kaimiz o bizle kaim değil mi? her an tutmasak düşecek olanı sabahları açılmak istemeyen mahmur gözlerimizdeki çapağı zorlan sildiğimiz anda hatırlayıp yeniden üretip vücuda getirdiğimizi, onun da merhametiylen bizi inşa edip yaşattığını bilmedin mi? biz, her sabah düğmeye basmadan önce makineyi okuyup üfleyen, moyra dağından bir narteks içinde çalınmış ateşi güzel kokulu tütsülerle harlayan, istanbul’un dumanlı sokaklarında seyrederken karşısında saçını son bir kez düzelttiği ayna perdelerde gözleri kamaşıp hakikatten ayrı kalmış 197 ruh, devrim yapmak için 197miz birden önderimizin peşisıra sokakları doldurduğumuz o gün gördük ki son durakta ne yol ne bina ne mozaik ne otobüs ne devrim var. aydınlanma anında, karşımızda insan nesnelleşmesinin mübarek aynası, yüzümüzde bilginin ışığı, aynı anda benliğimizi teslim edip eriyor kaybolup karışıyoruz hep aynı kıvrılıp giden yol tatsız ara sokak mozaik kaplı gecekondu-sonrası apartman ve televizyondan ibaret olan aynı dolmuş ve halk otobüsü ve ilahi geometrinin nakşedildiği sonsuzca yinelenen aynı motiften mürekkeb haritasıyla ve hepsi de bir kişi ve istanbul’un parçası olan ondan koparılmış 197 kuş ve yaradılışında ondan almış olduğu payı özgürleştirmek için kendini tekrar ona bir şeb-i arusta geri verecek olan tek ve aynı kişi işte kuşkuya yer bırakmayacak şekilde gösterdiğimiz gibi istanbul’undan ayrı bırakılmış insanlık bir özne yanılsaması idi, benliğini o yüzden ezdikçe ezip küçülttükçe küçültüp kendinde dünya namına ne varsa geride bırakıp yükseleceği o günü özler.
1

05. bakar mısınız, mecidiyeköy dolmuşu nereden kalkıyor? müşteriden? anlamadım.. yedi ateş yolu!? evet!? evet.. altıncı yoldan mı?

1

06. buralarda bir yerlerde.. ..köpekler üç kere uluyacak ve kıyamet kopacakmış. afedersiniz, dereboyu caddesi 17 numara nerde?
kişinin midesinde ve göğsünde bulunup korkarım dünyanın aldatıcı çağrısına karşı koyamayabilecek olan zayıf ruhları ezmek ve yola getirmek için işte o yüzden, kenti düzenli çalışmayı eşitsizliği trafiği ve trafik daha iyi idrak edilsin diye de otobüsü icat etmişti istanbul. bir ve değişmez iken zatındaki engellenemez vericilikle bir renksiz suretini ama hakikatte onla kaim olan ve bu suretle ondan ayrı bulunmayan aynayı en modern tekniklere ve iso 9197 standardına da uygun olarak üretip içini de modern bir çile hücresinde bulunması gereken herşeyle donatan konforlu istanbul, yaratıcımız ve yeniden üreticimiz, bizi küçük ölüm olan uykudan uyandırıp her sabah işimize yollayan büyük efendi, dualarımız seninle, sen birsin, teksin, sadece sen varsın ve başka istanbul yok, sen zalim sen acımasız, işte amentümüz: saçma olduğun için inanıyorum, zalim olduğun için seviyorum, sen bir sevgi tanrısısın, yine de istanbul, inadına istanbul, başka yerde yaşamayı düşünemem, istanbul aşığıyım, ah istanbul, allah mısın istanbul, eee peyki senden başka allah var mı? (varsa alabilir miyim?)
1

07. evet, evet, kıyamete..


1

08. geç kaldım galiba, trafik yüzünden..
1

09. buradan daha önce geçmiş gibiyim..

1

10. bu yol beni ayrıcalıklı kılacak, bu işe ihtiyacım var, çalışma arkadaşınız olabilirim..
1

11. ilahi bir plan, anlamak için inanmam gerek..



1

12. çok güzel gidiyorum, umarım kimse beni tutmaz

5 comments:

wanderer said...

sevgili kenar, bir an önce çılgın kent istanbulun sessiz sakin kenarlarında köşelerinde yerinizi alma mertebesine ermişsiniz kanımca! tez zamanda gerçekleşmesi dileğiylen...

krr said...

ben sanki taşınacağım?

wanderer said...

teras var mı teras:)

kenar said...

teras x2 :]

wanderer said...
This comment has been removed by the author.